|
|
|
|||
|
Son güncelleme: 06/08/08 |
Paris Batı Avrupa’da Lüksemburg, Belçika, Almanya, İtalya, Andora, Monako, İsviçre, İspanya ile komşu olan, Manş Denizi ve Atlas Okyanusuna kıyısı olan Avrupa Birliği kurucu üyesi Fransa Cumhuriyeti güzel başkenti. . . Fransa’nın
kuzeyinde bulunan başkent Paris M.Ö. 3 yy sonunda Seine nehri üzerine
kurulmuş. Adını Galya halklarından Parisii lerden almış. Şehir
Seine nehri ile ortadan ikiye bölünmüş. Nehrin kuzeyinde kalan kısım
Sağ Yaka (Rive Droite) da Şanzelize
caddesi, Arc de Triomphe, Louvre müzesi, güneyinde
kalan kısım Sol Yaka (Rive Gauche) olarak adlandırılan kısımda Eyfel
kulesi ve daha birçok güzellik … Benelüx
Turumuzun 3 günlük Paris & Eurodisney
durağında kaldığımız
otel, modern Paris olarak bilinen La Defense bölgesinde. Bu bölgede
günümüz modern mimari özelliklerini taşıyan ilginç
binalar var. En ilgi çekenlerden biri Grande Arche. 106 metre yüksekliğinde,
tak şeklinde ki bina cam ve mermerle kaplı. Grande
Arche, Zafer anıtı(Arc de Triomphe), Şanzelize,
Concorde meydanı ve Louvre müzesi aynı eksen üzerinde yer alıyor.
Charles De Gaulle ve De La
Grande Arme caddelerinden geçip ilk molayı 12 bulvarın kesiştiği,
yıldız şekildeki Charles De Gaulle
meydanının tam ortasında bulunan (Arc de Triomphe) Zafer anıtında
veriyoruz. Bu kadar bulvarın kesiştiği bulvarda trafiğin insanların
kendi kontrolünde düzenli ve kazasız akışı şaşırtıyor insanı.
Zafer anıtı Napolyon savaşları döneminde Fransa adına savaşan
askerler anısına yapılmış. Anıt 51 metre yüksekliğindeki sütunlar
üzerinde duruyor ve genişliği 45 metre. Anıtın iç duvarlarına 558
Fransız generalinin adı yazılmış, savaşta ölenlerin ise altı çizili.
Yolunuza aynı yönde devam ettiğinizde kendinizi Şanzelize de
buluyorsunuz. Şanzelize yani Champs Elysees Fransızca da Elize (Eloise)
nin tarlaları demek. Elize de
Napolyon’un kızkardeşi.
Arnavut kaldırımlı caddede insanı büyüleyen bir hava var, özellikle
geceleri. Fiyatlar yüksek olmasına rağmen güzel yemekler
yiyebileceğiniz restoranlar, şık mağazalar göze çarpıyor ilk bakışta.
Buradan Concorde (uyum )
meydanına geçiyoruz. Meydanın çevresinde
sekiz Fransa şehrini temsil eden bayan heykelleri, ortasında da Mısır
tarafından hediye edilmiş, obelisk-dikilitaş bulunuyor. Dikilitaşın
üzerinde ki figürler de nasıl kaldırıldığını anlatıyormuş.
Meydanın tarihi bir önemi de var. 1792 yılında, Fransız ihtilali sırasında
bu meydana büyük bir giyotin kurulmuş ve içlerinde Marie Antoinette’nin
de bulunduğu 1119 kişinin kafası uçurulmuş. Concorde
meydanından sonra Louvre Müzesine geçiyoruz.
1200 yıllarda inşa edilmiş görkemli bir yapı Louvre
Müzesi. İlk başlarda kraliyet binası olarak kullanılmış,
1793 de ise müzeye dönüştürülmüş. Müze avlusunun merkezinde,
1989 yılında inşa edilen 21 metre yüksekliğindeki cam
Louvre Piramidi bulunmakta. Bu devasa müze 4 kattan meydana
geliyor. Ve bu 4 kattaki eserleri gezmek için tam gününüzü hatta
belki günlerinizi bile harcayacağınız bu müzeye giriş, yetişkin için
9 euro. Müzede bulunan eserlerden birkaç isim, Liberty Leading the People, Eugène Delacroix (1830),
Mona Lisa, Leonardo da Vinci (1503–1506), The Wedding at
Cana, Paolo Veronese (1562–1563). Louvre müzesi yakınlarında
turistlerin uğrak yerlerinden biri de Rue de Rivoli üzerindeki 3 katlı
Benlüx mağazası. Bu mağazanın özelliği tax free(vergisiz) alışveriş
imkanı ve kırmızı fularlı Türk çalışanları. Gerçekten çok
hesaplı. Louvre
müzesinin biraz ilerisinde Seine nehri üzerinde iki ada var. Cité ve
Saint Louise adaları. Cité adası üzerinde ise Notre Dame ‘nin
Kamburu’ndan hatırlayacağınız Notre Dame katedrali. Ünlü yazar
Victor Hugo ‘nun romanına konu olan bu görkemli yapı, Fransız
gotik mimari tarzında 1163-1345 yıllarında inşa edilmiş. İsmi Fransızca
‘da bizim kadın anlamına geliyormuş. Meryem Ana’ya ithafen bu ismi
almış. Bizim en çok hoşumuza giden kısmı gül
pencere olarak adlandırılan, renkli cam, desen ve resimlerle süslü,
oymalarla çevrelenmiş yuvarlak pencereler. Bu pencereler
kiliselerde ve özellikle gotik katedrallerde genellikle de ön
cephede olurmuş. Seine
nehri üzerinde ki Alexandre-III köprüsünden
şehrin sol yakasına geçmelisiniz. Bu köprü nehir üzerinde ki köprülerin
en süslü ve görkemlisi. Köprü üzerindeki 4 heykel Fransa`nın 4 dönemini
simgeliyor. Bu köprüden geçtiğinizde Napolyon’un mezarının içinde
bulunduğu 18. yy yapısı Gaziler evi (Hotel des Invalides)
karşınıza çıkıyor. Ayrıca Paris, in simgesi
Eyfel (Eiffel) kulesi de sol
yakada. Kule adını tasarımcısından almış. 1887-1889 yılları arasında
Fransız devriminin 100. yıl kutlamalarında Dünya Fuarı
için daha sonra yıkılmak üzere kurulmuş. İletişim ve haberleşme
için uygun yüksekliğe sahip olduğu görülünce 1901 yılında radyo
anteni olarak kullanılmaya başlanmış ve yıkılmasından vazgeçmişler.
Anten dahil yüksekliği 320 m ki
bu yükseklik yaklaşık 81 katlı bir binaya denkmiş. Yüksekliği sıcaklığa
bağlı olarak 15 cm değişiyormuş. 300 işçi 26 ayda 18038 adet parçayı
2. 5 milyon perçin kullanarak
biraya getirmiş. 40 ton boya kullanılmış. Kulenin 2 katına çıkarak
doyumsuz Paris manzarasını muhakkak izlemelisiniz. Tabii uzun bilet
kuyruklarından geçtikten sonra. Kule etrafında göçmen satıcıların
çokluğu muhakkak dikkatinizi çekecektir. Hatıra eşya almak isterseniz
aman sakın ilk gördüğünüzden hemen almayın ya da sıkı pazarlık
yapın. 10 € dan 2€ ya kadar düşebilirler. Eyfel kulesinin görüntüsünü
alabileceğiniz iki yer var.
Palais de Chaillot ve Champ de Mars.
Paris’in
bütün güzelliklerini bir arada görmek için mutlaka bir gemi turu
yapmalısınız. Hele bu turu bir de gece yaparsanız, ışıl ışıl bir
Paris de göreceksiniz.
Tekne turları akşam saat ona kadar her saat başı yapılıyor.
Yol boyunca yanından geçtiğiniz binalar ve eserlerle ilgili
birkaç dilde bilgi de veriyorlar.
Romantizm
şehri Paris aynı zaman da moda, kültür, sanat ve tarih merkezi.
Gezmeye doyamayacağınız, aklınızı ve yüreğinizi bırakacağınız
bir yer. Yani bir kez gitmek yetmez. Yelda Kovuk |
|
||
|
|
|
|