gezenadam.com
Flora    Patika    Gezi Notları   


 

 



Peru Bacılarının Gezi Notları
Caracas`ta 3 gün, Lima`da 5 gün, Yağmur Ormanlarında 3 gün, Cuzco-Machu Picchu`da 3 gün geçiren iki kızkardeşin gezi notları...
Lima, Puerto Maldonado, Peru
Frankfurt aktarmalı İstanbul-Caracas uçuşumuzun biletlerini 6 ay önceden aldık. Ne Venezuella, ne Peru vize istemiyor ama Almanya üzerinden transit geçildiği için Schengen vizesi almak gerekiyor. Biz yola çıkmadan önce gezimizin Venezuella ayağı için Caracasta sadece kalacağımız oteli ayarlamıştık, şehri, her şehirde rastlanan `city tour`lar aracılığıyla gezebileceğimizi düşünmüştük. Ama öyle birşey yoktu! Caracas, turistik bir şehir değil(miş). Bu ilk olarak, dolarlarımızı bozdurmak istediğimizde fark ettik. Resmi kura göre 1 dolar 6 bolivar iken, karaborsada 1 dolar 30 bolivara kadar çıkıyormuş! Havalanında taksiye yetecek kadar doları resmi kurla bozdurduktan sonra şehirde dolar bozacak hiçbir yer bulamadık. Neyse ki kaldığımız otelin ön bürosundaki insanlar bize yardımcı olmayı kabul ettiler ve otelin sahibi dolarlarımızı 1/25 oranında bozdu. Aynı kişi, 2 gün boyunca bizi gezdirecek rehber, araba ve şoförü de ayarladı. Doları karaborsada bozdurduktan sonra Caracas çok ucuz bir şehir haline geliyor. Bir de kredi kartıyla alışveriş yapmamaya da dikkat etmek gerekiyor, çünkü kartınızdan ekstrenize TL olarak yansıyan miktar tabi ki resmi kurdan çevriliyor. Caracasta İngilzce konuşan insanlara rastlamak çok zor, herkes İspanyolca biliyor ve sizin bilmediğinizi öğrendiklerinde hayrete düşüyorlar. Venezuella, dünyanın en fazla petrol rezervi olan ülke olmasına rağmen, çok fakir görünümlü bir şehir Caracas. Coğrafta olarak Karayip sahillerinde sahile paralel uzanan dağların kıyısına sıkışmış, yemyeşil ve çok büyük bir şehir. Petrol sudan ucuz. Yeme içme konaklama ucuz. Şehir trafiği çok kötü. Şehrin hava karardıktan sonra güvenlikle ilgili ciddi zaafları var. Bahsettiğimiz dağların eteklerindeki varoşlarda yaşayan insanların tehlikeli olduğu söyleniyor. Bizim başımıza hiçbir kötü olay gelmedi, ama şansımız çok iyi gitti ki bu kadar az malumatla gitmiş olmamıza rağmen çok dost insanlarla karşılaştık. Rehberimiz 50 yaşlarında bir bayandı; ilk günümüzde Caracasın ana caddelerini, Simon Bolivarla ilgili anıtları, restore edilmiş eski bir kasabayı ve bir alışveriş merkezini gezdik. Simon Bolivar, Venezuellalılar için çok önemli bir şahsiyet, ondan sonra gelen milli kahramaları da Chavez... İkinci günümüzde -bir pazar günüydü- Karayip sahillerinde bir halk plajına gittik, yine rehber eşliğinde. Plaj, havaalanına çok yakın ve ikisi de şehir merkezinden yaklaşık 1 saatlik mesafedeler. Bu arada, aylardan Temmuz. Caracas ekvatorun hemen kuzeyinde olduğundan kuzey yarımküredeyiz ve tropikal bir iklim hüküm sürüyor, sıcaklık ve nem oldukça yüksek 35 derece civarında. karayip denizi ve plajı çok keyifliydi. Bundan sonra şehirden ayrılmak üzere havaalanına geçtik. Havaalanı gördüğüm havaalanları içinde en kötülerinden bir tanesi, uluslararası uçuştan gerçekten de 3-3.5 saat önce alanda olmak gerekiyor çünkü check-in kuyruğu, güvenlik kontrol kuyruğu ve en fazla da pasaport kuyruğu kabus gibi. Caracas`ı görmeye değer mi diye sorarsanız, çok şart değil diye cevaplarım ama Lima`ya direk uçmaktan çok daha ucuz olduğu bir gerçek, yani ben gittiğime pişman olmadım. Gezinin Peru kısmı, Peru kısmının 3 ayrı ayağı da o kadar güzeldi ki, Caracas yanlarında pek sönük kaldı :) Bu arada, Venezuellada Caracas dışında görmeye değer çok güzel yerler var, Angel şelalesi ve Rhodes plajı gibi, gerçi oralara gitmenin de pek kolay olmadığı söylendi bize.
Lan havayollarıyla 4.5 saat süren bir uçuşun sonunda Limaya iniyoruz. Lima son derece düzgün, güzel, modern, turistik, sevimli, düzenli, aynı zamanda şahsına münhasır bir şehir. Ben Lima`yı `more than Europe` olarak tanımlayabilirim. Çünkü, İspanyol kolonisi olduğu zamanlardan kalma Avrupalı sokakları, meydanları, heykelleri, binaları var ama onun yanında bir kere inanılmaz güzellikteki Pasifik Okyanusu manzarası, İnkalardan kalma 200`den fazla piramit kalıntısı, doğal güzelliği ve son derece misafirperver bir halkı var. Elinizde bir haritayla, bir rehbere ihtiyaç duymaksızın saatlerce o güzel `Avrupalı` meydanları ve sokakları gezebiliyor, Pasifik kıyısında yürüyebiliyorsunuz. Hala Temmuz ayındayız ama Limada kış, sıcaklık 15 derece civarı ve hiç açmayan kapalı bir gökyüzü var. Bu şartlara rağmen mesela Pasifik okyanusunda dalga sörfü yapmayı deneyebiliyorsunuz :) Peru mutfağı dünyaca ünlü, gerçekten çok lezzetli tadlar barındıran bir mutfak. Patates ve deniz mahsulleri ağırlıklı. Pisco sour diye milli bir alkollü içkileri var ki, alkol oranı çok yüksek. İnsanlar İngilizce konuşuyorlar, konuşmasalar bile size bir şekilde yardımcı oluyorlar. Taksiler ucuz, ve binmeden gideceğiniz yeri söyleyip pazarlık ediyorsunuz. Lima`da gezmeye doyamadık.
Daha önceden internetten bağlantı kurduğumuz bir turizm acentasının bizim programımıza özel hazırladığı yani grup olmadan planladığımız 3 günlük yağmur ormanları, 3 günlük Machu Pichhu gezimize, Lima havaalanından küçük bir bölgesel uçakla çıktık. Okyanus kıyısından biraz uzaklaşınca başlayan tepeleri karlı And Dağlarına neredeyse değecekmiş kadar alçaktan uçan bu uçak, And dağlarının ana yerleşim yeri olan Cuzco`da dolmuş gibi yolcu indirip bindirdikten sonra yoluna devam etti. Bir süre daha doğuya doğru uçtuğumuzda And dağları sona erdi ve bu sefer de, uzun nehirlerle bölünen balta girmemiş amazon ormanlarının uzandığı düzlükler başladı. Ve uçağımız bu ormanların içinde, havaalanı diyemeyeceğim bir `alana` iniş yaptı. Burada bizi karşılayan camları olmayan bir otobüs, Puerto Maldonado adındaki bölgenin tek yerleşim birimi olan kasabanın içinden geçtikten sonra, Amazon nehrinin başlangıç kollarından biri olan, İstanbul boğazı genişliğindeki bir nehirde bekleyen küçük motorlu kanoya bizi bıraktı. Bu kanoda yaklaşık 1.5 saat yolculuk yaptıktan sonra bungalow tipi evlerden oluşan ormanın ortasındaki `konaklama mekanı`mıza geldik. Tabi daha nehir yolculuğumuzun başlarında cep telefonu sinyallerimiz kesilmişti; kaldığımız yerin dış dünyayla bağlantısı kesikti ve yakınlarımız bizden yağmur ormanlarına vardığımızdan itibaren 3 gün haber alamadılar :) Kaldığımız yer çok ilginçti; doğal hayatın o kadar ortasındasınız ki etrafta hiç görmediğiniz kuşlar, hayvanlar geziniyor ve mesela akşam uykuya dalmadan önce duyduğunuz hayvan seslerini daha önce başka biryerde işitmiş olamazsınız. Elektrik günde sadece 3 saat o da jenaratörle veriliyor, akşamüstü 5-8 arası. Her bir bungalowun adı bölgede yaşayan bir hayvandan alınmış; bizimki Pirahna`ydı mesela :) Öğlen saatlerinde tropik iklimden dolayı hava sıcaklığı ve nem inanılmaz yükseldiğinden sabah saat 5 gibi uyanıp yollara düşüyorsunuz; uyandırma servisi de kapınıza dayanıp `Pirahna, wake up` demeye siz ses verene kadar devam eden bir yerli :) Çok fazla sivrisinek var o yüzden hep uzun kollu/paçalı giysiler giymek durumundasınız. Ormanda yaptığımız gezileri ve yürüyüşleri sözlerle anlatmak çok zor; sesler, kokular, ışık, ağaçlar, hayvanlar, alışık olduklarımızdan o kadar farklı ki, orada olduğunuza inanamıyorsunuz. Gökyüzü, ağaçların sıklığından görülmüyor, yürüyüş patikanız -tek bir kişinin geçebileceği genişlikte- sık sık lagoonlarla kesiliyor ve siz yolunuza kanolarla devam ediyorsunuz. Bazı ağaçlar o kadar büyük ki, 6 insan el ele tutuşup ağacın gövdesini anca sarabilir, uzunluklarına da ayrıca değinmiyorum. Tabi maymunlardan da bahsetmek lazım; ağaçların tepesinde onlarca maymun sizi izliyor, elinizdeki su şişesini kapıp suyu kafaya çekip boş şişeyi kafanıza geri atmak için :) Bu arada, ormanda yolumuzu kesen lagoonların da, yolculuk yaptığımız nehrin de sakinleri arasında bol miktarda keiman (küçük bir timsah cinsi) var :) Akşamları güneş battıktan sonra nehir üzerinde kanoda gezerken gökyüzünde gördüğünüz yıldızların parlaklığı ve sayılarının çokluğu da ağzınızı açık bırakıyor; üstelik kuzey yarımkürede gördüğünüz yıldız takımlarından çok farklı bir kombinasyon var tepenizde... 3 günün sonunda geldiğiniz yollardan `medeniyet`e dönerken, bu üç günün rüya olup olmadığına emin olamıyorsunuz.
`Dolmuş uçak` sizi bu sefer Cuzco`ya, And Dağlarındaki eski İnka başkentine bıraktığında, 4500 m. yükseklikte olmanın ve oksiyej azlığının yarattığı `yükseklik hastalığı` ile, özellikle de ilk 24 saat başa çıkabilmek oldukça zor oluyor. Bunun için, bol bol koka yaprağından yapılmış şeker, sakız, çay, su ve yaprakların kendisini tüketmeniz gerekiyor; bu yaprağın bir miktar `keyif` etkisi yaptığını da belirtmeden geçemeyeceğim.. Cuzco dünyanın dört bir tarafından gelmiş Machu Pichhu meraklılarıyla dolu, şehir her ne kadar İspanyollar tarafından yerle bir edilip `Hristiyanlaştırılmış` ise de, İnkalılardan kalma birkaç tapınağı gezme şansınız oluyor. Bölgenin atmosferi bildiğimizden çok farklı, bu kadar yükseklikte güneş ışınları ve renkler dahi insana farklı geliyor. Havanın da çok soğuk olduğunu -akşamları eksi derecelere düştüğünü- söylememe gerek yok sanırım. Cuzco`dan Machu Pichhu`ya ulaşabilmek için 40 dakikalık bir otobüs yolculuğu sonunda gelinen tren istasyonundan kalkan trenle `Kutsal Vadi`de 5 saatlik bir tren yolculuğu yapmak ve sonra da çok dar patika yollardan çok hızlı giden otobüslerle 1 saate yakın dağa tırmanmak gerekiyor. Bu yolculukların her biri ayrı güzel; özellikle de tavanı dahi camla kaplı bir trende, yeşillik ve tepelik arazide kıvrılarak akan nehri izlerken Perululara özgü flütlerle yapılan enstrümantal müzik eşliğinde sürdürülen tren yolculuğu çok etkileyiciydi. Tabi bütün bu yolculukları yapmak ve sonunda da M. Pichhu`ya girebilmek için en az 1 ay önceden yer ayırtmak ve biletleri almış olmak gerekiyor; her gün ancak sınırlı sayıda insanın M. Pichhuyu gezmesine izin veriliyor. İşte bu `şanslı` insanlarla birlikte, rehber eşliğinde, dağlar arasında kaldığı için İspanyol istilacılar tarafından keşfedilememiş ama halkı tarafından da bugün bilemediğimz bir nedenle terk edilmiş, ismini üzerine yerleştiği `eski dağ`dan alan bu şehri gezmek, inanılmaz bir tecrübeydi.
Cuzco gezimizin de sona ermesiyle dönüş yolculuğumuz başladı; Cuzco-Lima-Caracas-Frankfurt-İstanbul-Ankara güzergahını kat etmek, saat farklarıyla birlikte toplam 3 gün sürdü; bu gezinin etkilerinden kurtularak normal günlük hayata tekrar adapte olmak ise çok daha uzun zaman aldı....

Neslihan Kazancı
Gezilen yerlere ait rehber, otel, tur iletişim bilgilerini öğrenmek isteyenler, yazara irtibat bilgilerini ve öğrenmek istedikleri hususları iletebilirler.






Yasal Uyarı Paylaşılan gezi notlarının tüm sorumluluğu ve Fikri Mülkiyet Hakkı paylaşımı yapan editöre aittir. GezenAdam internet sayfalarına ulaştığınızda, bu sayfalarda bulunan tüm yazılı, sesli ve görüntülü malzemeyi sadece kişisel kullanımınız amacıyla görüntülediğinizi kabul etmiş olursunuz. GezenAdam internet sayfalarında bulunan yazılı, sesli ve görüntülü malzemelerin tamamı ya da bir bölümü, GezenAdam'ın daha önceden yazılı izni alınmadan veya kaynağı belirgin ve bağlantılı olarak gösterilmeden kopyalanamaz, yayımlanamaz, hiçbir ortamda kaydedilemez, kamuya açık yerlerde gösterilemez, değiştirilemez ve uyarlanamaz. Editör bu yazıyı www.gezenadam.com web sitesinde yayınlayarak yazının yazar adı ve bu sayfa bağlantısı verilmesi kaydı ile diğer web sitelerinde yayınlanmasına izin verdiğini kabul etmektedir. Editör kendisine ait olmayan ve telif hakkı içeren veya T.C. yasalarına uygunsuz paylaşımlar yapamaz. GezenAdam şikayet postası almadığı sürece bu paylaşımları yayında tutacak ve içerik sorumluluğunu kabul etmemektedir. Bu paylaşımların içeriği ile ilgili uygunsuz bir durum olduğunu düşünüyorsanız lütfen Site Yöneticisine bildiriniz. Bildiriminiz en kısa sürede değerlendirilip size bilgi verilecektir.