gezenadam.com
Flora    Patika    Gezi Notları   


 

Kars Güncesi / Kars [Serdar Ölez]

Kars Güncesi / Kars [Serdar Ölez]

Kars Güncesi / Kars [Serdar Ölez]

Kars Güncesi / Kars [Serdar Ölez]

Kars Güncesi / Kars [Serdar Ölez]

Kars Güncesi / Kars [Serdar Ölez]

Kars Güncesi / Kars [Serdar Ölez]

Kars Güncesi / Kars [Serdar Ölez]

Kars Güncesi / Kars [Serdar Ölez]

 



Kars Güncesi

Kars, Türkiye
Her şey Çiğdem`le Şark Ekspresi sohbetinden başladı. Son durak Kars`tı, memleketin taa öbür ucuydu ama heyecan hemen içimizi kaplayıverdi. Tarih belirlendi, biletler alındı 1... Aile büyükleri, dostlar, tüm tanıdıklar aman soğuğa dikkat diye tembihliyorlardı. İki gün önce Kars`ta en düşük sıcaklık -40°C ölçülmüştü. Yunus bir yandan Ankara`da bir hafta boyunca sorgusuz sualsiz özgürce geçireceği günlerin heyecanını taşıyor diğer yandan da `Ya okul zamanı bir hafta da uzun oldu ama` diye düşünüyordu. Yakışıklı arabasıyla bizi gara o bıraktı. Sarıldık, öpüştük ve ayrıldık. Daha yarım saatimiz vardı. Büfeden su takviyesi yaptık. Yanımızdaki çantaların biri ağzına kadar yiyecek doluydu. TCDD ihalesini tamamlayamadığı için yemekli vagonları seferden kaldırmıştı. Olası rötarlarla birlikte otuz saatlik yolculuğa hazırlanmıştık. Elbette hem hazırlanırken hem yolculuk sırasında beceriksiz TCDD yöneticilerini her fırsatta andık.

Saat 18`de düdükler çalmaya başladı, planlandığı gibi hareket ettik. Hemen kompartımandaki ışıkları söndürüp, sadece kırmızı gece lambasını açık bıraktık. Ankara Cuma akşamı iş çıkışı telaşını yaşarken biz şaraplarımızı doldurmuş, yumuşak caz ezgileriyle yolculuğun tadını çıkarmaya başlamıştık bile. Şaraplar sohbetler birbirini kovaladı... Ama uykucuk ağır bastı, hayal meyal birkaç küçük istasyon ve Kayseri`de durduğumuzu hatırlıyorum. Erken yatan erken kalkar, sabah 5`e doğru Sivas hareket memurunun düdüğüyle uyandım. Yeni güne hazırdım ama gün daha doğmamış, Şule henüz uyanmamıştı. Bir doğrulayım desem hareket alanım dört metrekare, ben de dayımın verdiği kitabın ağır anlatımına teslim ettim kendimi... Saatler birbirini kovaladı, Şule uyandı, gün doğdu. Güzel bir kahvaltı ardından Fırat (nehri) bize eşlik etmeye başladı. Doğu Ekspresi`yle yolculuğun en güzel görüntülerini bu kısımda yakaladık. Fırat`ın her iki yakası buz tutmuş, ona yol veren kayalıklarda karlar eriye dona büyük sarkıtlar oluşturmuştu. Yer yer rüzgâr sarkıtlarla oynayıp onlara hareketli görüntüler katmıştı. Fırat dar kısımlarda coşuyor, köpürüyor, ama genişliklerde tıpkı bir ayna gibi karşıdaki tepeleri taa derinliklerine çekiyor, bize anılası görüntüler sunuyordu. Fırat, ardından Karasu bizi Erzurum`a kadar getirdi. Erzurum`dan sonra düzlükler başladı, bembeyaz, uçsuz bucaksız düzlükler, düzlükler... Yorgunluktan mıdır, akşamın gelmesinden midir nedir yolun bundan sonrası uzadı da uzadı...
...
Yaklaşık bir saat rötar ve Ankara`dan ayrılışımızdan 26 saat sonra Kars`a ulaştık. Hemen eşyalarımızı odaya atıp Kars sokaklarına fırladık. Ama yorgunluk işte, yakındaki yöresel lokantaya anca attık kendimizi. Yol boyu abur cuburla öyle doldurmuşuz ki karnımızı birer çorbayla geceyi kapattık. Çorba kesme aşı çorbasıydı, hem de kızikli 2, yöresel, hiç fena değil.
...
Kars`taki ilk sabah, saat 8:30, Öğretmenevi 3 önünde bir önceki gece anlaştığımız taksici/rehberimiz Fırat Bey`i 4 bekliyoruz. Fırat Bey bugün bizi önce Ani Harabeleri`ne ardından da Çıldır Gölü`ne götürecek.
....
Ani Harabeleri Kars`a 45km uzaklıkta. Yol sadece Ani`ye gidiyor olmasına karşın oldukça geniş. Her iki tarafında onlarca kilometre boyunca düzlükler uzanıyor. Elbette bembeyaz, sanki cama yapıştırılmış bir A4`ü seyreder gibiyim. Ani`ye yaklaştığımızda önce Yahni Tepesi (1993m) ardından Ocaklı Köyü karşılıyor bizi. Ocaklı Köyü`nün bir öyküsü, bir geçmişi yok. 1951`de devlet eliyle kurdurulmuş. O güne dek civardaki mağaralarda barınan Terekemelere verilmiş bu topraklar. Bu arada Terekeme sünni Azeri demekmiş. Kars bölgesinde yaşayan diğer halklar Kürtler, Azeriler, Zazalar ve elbette Türklermiş. Ya Ermeniler? diye sorduğumda, `Onların hepsi yurt dışına gitti` yanıtını alıyorum. Nasıl gitmesinler? Kalanlar da eminim yaşadıkları topraklara sevgileriyle, soyları arasında sıkışmış, kimliklerini ve dinlerini gizlemeyi tercih etmişlerdir. Köyün çıkışında hemen Ani`nin surları yükseliyor. Müze kartınız yoksa giriş 8TL. Girişte Kültür Bakanlığının küçük bir satış noktası var. Ani adı ilk olarak 4`üncü yüzyılda Ermeni Kamsaragan hanedanlığı yönetiminde, kayalık bir tepede kurulu kale olarak geçiyor. Ani Harabeleri gerçekten büyük bir alana yayılı. Tamamının gün yüzüne çıkarılması imkânsız gibi. Toprak altında kat kat yığılı şehir. Her kat başka bir uygarlık. Medeniyetlerin buraya ilgisine şaşmamak gerek, burası üç tarafı derin vadi ve kanyonlarla çevrili, vadilerin ardında yükselen platoları bir günlük yürüyüş mesafesinde gören hakim bir kayalık. Tehdide açık olan kuzey-batı tarafı ise kendi platosuna bakıyor. Zaten surları da bu cepheye kurmuşlar. Bugün surlarının büyük kısmı hala ayakta. Kaynaklar 37 önemli yapıdan bahsediyor, ancak bunların pek azı kentin ihtişamını yansıtıyor, çoğu taş yığınına dönüşmüş. Biz Ani Katedrali`ni, Abukhamrents Kilisesi`ni, Menuçehr Camii`ni, Halaskar Kilisesi`ni ve Tigran Honents Kilisesi`ni gezdik. Hepsi muhteşemdi.

Kimler geçmemiş ki buradan... 780 yılında bir başka Ermeni aile olan Bagratların yönetimine geçmiş. Bu dönemde bölge Ermenistan Krallığı olarak anılmaya başlamış. 10`uncu yüzyılda kent en parlak dönemini yaşamış, nüfusu 100.000`leri bulmuş. Sonra kent Bizanslılara, onlardan Selçuklularaa geçmiş, dönem dönem Gürcü, Moğol, Celayirli ve Karakoyunlu... her idare ilgi duymuş bu kente. Nüfusu hep Ermeni yoğunmuş ama bağlanmadığı devlet/yönetim kalmamış. Her gelen hem yıkmış, hem katmış kente. Taa ki 1319`daki büyük depreme kadar hep büyümüş Ani. Depremden büyük yıkımı, Timur kenti ele geçirdiğinde görmüş Ani halkı. Kent iyice küçülmüş, son kalanlar da 1535`te Osmanlı-İran Savaşı sırasında yaşadıkları zulümle terk etmiş kenti.

Öğlen oldu bile, sırada Çıldır Gölü var. Çıldır Gölü Ardahan`da, oraya gitmek için önce Kars`a dönüyor, ardından kuzeye 80-100km gidiyoruz. Yollar fena değil, her iki yanında sabah kürenen karlar yükseliyor. Yolda Çamçavuş Köyü`nde fotoğrafladığım tek kemer eski taş köprünün baraj yapımı nedeniyle yakında sular altında kalacağını öğreniyorum. Beyazlıklar içerisinde epey bir gittikten sonra Fırat Bey`in uyarısı ile göle ulaştığımızı anlıyorum. Gölün üstü buz, buzun üstü kar. Uçsuz bucaksız düzlüğe bakarak sınırlarını bulmaya çalışıyorum. Gölün üzerinde sisin içine doğru giden bir sürü ayak izi, sağına soluna dizili kar öbekleri dikkatimizi çekiyor. Bunların köylüler tarafından balık avlamak için buza açılan delikler olduğunu öğreniyorum. Rehberimiz bize gölün etrafında birçok lokanta olduğunu ancak sadece Atalay`ın Yeri`nde içki servis edildiğini söylüyor. Tabii biz de orayı seçiyoruz. Atalay`ın Yeri tıklım tıklım. Mecbur bekleyeceğiz. Manzara öylesine güzel ki, burada zaman geçirmek hiç sıkmıyor insanı. Yakınlardaki bir balıkçı deliğini gözümüze kestirip buz üzerinde yürümeye başlıyoruz. Zormuş buzda yürümek! Deliğe vardığımızda aşağıda aç balıkların gün yüzüne tek çıkış noktasında onları yakalamak kolay olmalı diye düşünüyoruz. Ama dönüşte köylü bebelerin elindeki yarı boylarınca balıkları görünce ağzımız açık kalıyor. Burada gölün bir de klasiği var; süslü atlı kızaklarla göl gezintisi yapmak. Kızak sahibi Tekin Amca hayat dolu, `Ben arkada oturursam arabayı kullanmana izin veririm` diyor. Biz onun koltuğunda, o müşteri koltuğunda güzel bir gezinti yapıyoruz. Dönüşte Şule atlarımız Naz ve Ayaz`a elma ikram ediyor.
...
İçeriden Fırat Bey bize sesleniyor, sonunda masamız hazırlanmış. Birçok seçenek olmasına karşın, `Burada sarıbalık yenir` diyor. Elbette salata, pilaki ve bira ile birlikte. Sarıbalık bir sazan türüymüş. Bu durumda biraz önce çocukların kucaklayarak getirdikleri balıklar da sarıbalık olmalı diye düşünüyorum. Servis mükemmel, balıklar somon gibi dilimlenmiş, yağda çıtır kızarmış.
...
Dönüş yolunda, sabah dolmuşla buraya gelmiş ama dönüşlerini planlamamış bir aile bize el ediyor. Az bir tereddüt ardından bir arabada altı kişi Kars`a dönüyoruz.

İkinci ve son günümüzü Kars içini gezmek için ayırıyoruz...yazının devamı...

Serdar Ölez
1) Doğu Ekspresi yataklı vagonda gidiş-geliş iki kişi 346TL
2) Kızik: Yağda kızartılmış kalın ve kısa ev makarnası
3) Öğretmenevi 2 kişilik oda kahvaltı 90TL/gece
4) Fırat Yokuş (0532 1133293) Tam gün Ani Harabeleri ve Çıldır Gölü ulaşım ve rehberlik ücreti 250TL






Yasal Uyarı Paylaşılan gezi notlarının tüm sorumluluğu ve Fikri Mülkiyet Hakkı paylaşımı yapan editöre aittir. GezenAdam internet sayfalarına ulaştığınızda, bu sayfalarda bulunan tüm yazılı, sesli ve görüntülü malzemeyi sadece kişisel kullanımınız amacıyla görüntülediğinizi kabul etmiş olursunuz. GezenAdam internet sayfalarında bulunan yazılı, sesli ve görüntülü malzemelerin tamamı ya da bir bölümü, GezenAdam'ın daha önceden yazılı izni alınmadan veya kaynağı belirgin ve bağlantılı olarak gösterilmeden kopyalanamaz, yayımlanamaz, hiçbir ortamda kaydedilemez, kamuya açık yerlerde gösterilemez, değiştirilemez ve uyarlanamaz. Editör bu yazıyı www.gezenadam.com web sitesinde yayınlayarak yazının yazar adı ve bu sayfa bağlantısı verilmesi kaydı ile diğer web sitelerinde yayınlanmasına izin verdiğini kabul etmektedir. Editör kendisine ait olmayan ve telif hakkı içeren veya T.C. yasalarına uygunsuz paylaşımlar yapamaz. GezenAdam şikayet postası almadığı sürece bu paylaşımları yayında tutacak ve içerik sorumluluğunu kabul etmemektedir. Bu paylaşımların içeriği ile ilgili uygunsuz bir durum olduğunu düşünüyorsanız lütfen Site Yöneticisine bildiriniz. Bildiriminiz en kısa sürede değerlendirilip size bilgi verilecektir.