Flora    Patika    Gezi Notları   






Saip Köyü Parkuru    
Karaburun / İzmir / Türkiye
Parkur Zorluk Derecesi
Kolay
Zor






Başlangıç
92 m
En Yüksek
155 m
Bitiş
92 m

Toplam Yol
3086 m
Tırmanma
91 m
Alçalma
-92 m

Tahmini Süre
1 Saat



Gün daha yeni doğmuştu. Arabama atlayıp Karaburun'dan Saip Köyüne geldim. Köy kahvesi yeni açılmış ilk üç müşteri sekollerde sohbete başlamıştı bile. Onlarla selamlaşıp daha önceden belirlediğim yürüyüş parkuruna geçmek üzere köyün içlerine yöneldim. Köy içi yolların tamamı Arnavut kaldırımı döşeli. Şehirlilerin sonradan şekillendirdiği birçok ev taş var. Diğer evlerin çoğunun badanaları beyaz, temizpak. Evlerin sade ve gösterişten uzak olmaları, içinde güzel insanların yaşadığını hissettiriyor insana. Avlulu bir bahçenin önünde tekir kedi gerinip güne hazırlanıyor. Sokaklar daracık, çoğuna araba giremez. Sokak isimleri çiçeklerden seçilmiş. Papatya Sokak, Gül Sokak...

Köyün güney ucunda Arnavut kaldırımı bitip, toprak yol başlıyor. Toprak yolları takip ederek kuzeye yöneliyorum. Zemin düzgün, sert. Fauna yine zayıf. Köy yakınlarında sadece birkaç köpek çıkıyor karşıma. Birkaç farklı kuş ve bol Ağustos böceği... Flora tipik; Sakızlık, Fundalık ve Meşe çalılıkları, Zeytin, İncir, Harnup ağaçları...

Parkurun en batıdaki ucu beni dere yatağının girişine getiriyor. Toprak yoldan doğrudan dere yatağına geçmek mümkün değil. Bunun için derenin kuzey kıyısındaki zeytinliklerden 50m kadar dere boyuna paralel ilerleyip, çalılıklar arasındaki açıklıktan dere yatağına iniyorum. Aylardan Ağustos, dere tamamen kurumuş. Sanırım ıslak mevsimde dere yatağından ilerlemek oldukça zor olur. Bundan sonrası 800m boyunca 1-2m büyüklükte kayalarla kaplı. Kayaların keskin köşeleri ıslak mevsimde suyun akışıyla törpülenmiş, yuvarlanmış. Parkurun bu kısmı özellikle başlangıç yürüyüşçüleri için tehlikeli olabilir. Kayaların aralarında büyük boşluklar var. Uygun olmayan ayakkabılar veya bir anlık dikkatsizlik ayakların bu boşluklara sıkışmasına veya kırılmasına sebep olabilir. Ortalarda bir yerde yatak ikiye bölünmüş arada incir ağaçlı bir adacık oluşmuş. Adanın biraz ilerisinde çalılıklar neredeyse gökyüzünü kapatmış, eğilerek ilerleyebiliyorum. Yakınlarımda bir kıpırdanma hissettim, içim ürperdi. Önce domuz zannettim, tedbirsizliğime kızdım. Ama 3-4m ötedeki zeytin ağacından koca bir baykuş havalanmasıyla rahatladım. Biraz daha ilerlediğimde çalılıklar iyice yoğunlaşıyor. Dere yatağını kesen bir traktör yolundan sonrasında dere yatağı tamamen yok oluyor. Bende köye geri dönüş için traktör yoluna koyuluyorum.

Köye vardığımda kahve iyice şenlenmiş, masalara çaylar servis edilmiş. Kahvedekileri selamlıyor, arabama biniyorum. Yol kenarında araba bekleyen yaşlı amcayı da gideceği yere bırakmak üzere arabama alıyorum. Rüştü amca 70 yaşındaymış. Yirmi yıl önce zeytinyağı fabrikasında çalışmak üzere gelmiş yerleşmiş buralara. Şimdi de bir defne bahçesine bekçilik yapıyormuş. Yol boyu güzel sohbet ardından helalleşiyoruz Rüştü amcayla...