Flora    Patika    Gezi Notları   






İdris Dağı Eskiköy Parkuru    
Kalecik / Ankara / Türkiye
Parkur Zorluk Derecesi
Kolay
Zor






Başlangıç
1201 m
En Yüksek
1401 m
Bitiş
1090 m

Toplam Yol
11749 m
Tırmanma
438 m
Alçalma
-546 m

Tahmini Süre
4-7 Saat



Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği ile geçen yıl açtıkları Dendroloji (Ağaç Tanıma) Okulunda tanıştım. Güzel insanlar, hem yeşili anlatıyor hem çözülesi sorunların peşinden yılmadan koşuyorlar. Hepsi işini kalpten yapıyor, karşılık beklemiyor, onların aktardıklarını duyman onlara güç vermeye yetiyor. O gün bu gün peşlerinden ayrılmıyorum...

Bu hafta sonunda Kalecik'e gezi düzenlediklerini öğrendiğimde aslında epey üzüldüm. Bu hafta Şule'yle yılda sadece iki kez Kastamonu Daday'da yapılan Mantar Tanıma Kursu ve yürüyüşüne katılmak istiyorduk. Biraz ahlanıp vahlandıktan sonra İdris Dağı yürüyüşünde karar kıldık. İdris dağı Kalecik'in batısında, Ankara'nın doğusunda, 1992 metre yüksekliğe sahip bir dağ. Bir de efsanesi var. Kalecik çevresinde bir zamanlar bir dev ve onun yavruları yaşamaktaymış. Bu yavru devler birbirleriyle hiç geçinemez, sık sık kavga ederlermiş. Bu durumdan rahatsız olan anne dev bir gün dayanılmaz bir noktada çocuklarına `Tanrı hepinizi taş etsin emi!` demiş. Anne devin bu haykırışını duyan Tanrı hemen tüm yavru devleri birer dağa çevirmiş. İçlerinden en büyük olanının adı İdris olduğundan, bu günkü İdris dağı da adını o devden almış. Efsane işte...

Pazar sabahı erken saatte Kumrular'da buluşup yola koyulduk. Bir önceki akşam Kalecik'te yağmur vardı. Eskiköy'e vardığımızda toprak gece yağan yağmura doymuş bizi bekliyordu. Yatırlı tepeye giden yolda botlara kat kat eklenen çamur bizi korkuttu. Her birimiz sırtlarımızdaki çantalar dışında ayaklarımızda üçer dörder kilo taşımaya başladık. Yatırlı tepeye çıkmak için yoldan ayrıldığımızda sararmış otlar imdada yetişti, botlar temizlendi ve keyifler yine yerine geldi. Bu tepe köyün üç beş kilometre çevresinde kalan tek ağaçlık tepe. Köylü buradaki yatırdan dolayı burayı kutsal kabul etmiş, ağaçlarına göz dikmemiş. Hatta her yıl burada düzenledikleri festivalimsi etkinlikte kazanlarla yemek pişiriyor, birlikte tadını çıkarıyorlarmış. Tepede yeşilliğe boylu ardıç ağaçları hakim. Verilen kısa molada Ahmet Hoca ve Salih Hoca bize boylu ardıcın kozalaklarında üçten fazla bulunan tohumuyla kokulu ardıçtan ayrıldığını, gevenin birkaç metrelik kökleriyle erozyon önlenmesinde oynadığı rolü anlatıyor. Biraz ileride yüksek bir düzlüğü ağaçlandırmak üzere dikilen ancak hepsi kuruyan çınar fidanlarını göstererek `Fidan seçiminde hiç bir şey bilmiyorsanız bile bu bölgede doğa hangi türleri kabul etmiş gözleyin ve ona göre seçiminizi yapın` diyor.

Eskiköy`ü Şeyhmahmut`tan ayıran dereye vardığımızda köylü bir çifti üç beş meyve ağacındaki elma ve armutları toplarken buluyoruz. Üç beş sohbet sırasında topladıkları meyvelerle bir otobüs dolusu insanı mutlu etmeyi başarıyorlar. Cömertliklerine teşekkür edip yanlarından ayrılıyoruz... Yolun bundan sonraki yaklaşık dört kilometresi oldukça zorlu. Dere yatağını aştıktan sonra, sürekli yokuş çıkıyoruz. Manzara nefis ancak hepimiz yorgun düşüyoruz. Parkurun yarısında, çeşme başında verdiğimiz yemek molası, hemen herkesin enerjisini tekrar yerine getiriyor...

Parkurun ikinci yarısı düzlükler ve inişlerle geçiyor. Kolay, keyifli ve gerçekten görülmeye değer bir parkur. Sanki bütün yolu buraya ulaşmak için yürümüşüz. Yol boyu çevremizi saran böğürtlen, üvez, çitlembik, ahlat ve ayvaları tadıyor, mevsim geçişinde yaprakları yeşil, sarı ve kırmızının onlarca tonuna bürünen ağaçları tek tek tanımaya çalışıyoruz.

Şeyhmahmut köyünün çıkışında arabalar bizi bekliyor. Bir arada etkinlik fotoğrafı çektikten sonra bir sonrakinin planlarını yaparak Ankara'nın yolunu tutuyoruz.

Parkur florasından not ettiklerim:
- Akçaağaç Yapraklı Üvez
- Beyaz Yapraklı Üvez
- Türk Fındığı
- Boylu Ardıç
- Tüylü Meşe
- Yunus Eriği
- Tatar Akçaağcı
- Geyik Dikeniı
- Ahlat
- Kuşburnu
- Çitlenbik
- Karaçalı
- Böğürtlen
- Altın Çilek
- Karamuk
- Geven
- Koyun Yumağı
- Küre Çiçeği
- Pelin Otu
- Sığır Otu
- Peygamber Çiçeği
- Civan Perçemi
- Dağ Çayı
- Adaçayı
- Çörtük Otu
- Mahmuz Otu
- Yavşan Otu
- Ökseotu