DDbtn
PicPath
Flora    Patika    Gezi Notları   






Beynam Kent Ormanı Parkuru    
Beynam / Ankara / Türkiye
Parkur Zorluk Derecesi
Kolay
Zor
-






Başlangıç
1285 m
En Yüksek
1441 m
Bitiş
1145 m

Toplam Yol
6622 m
Tırmanma
163 m
Alçalma
-299 m

Tahmini Süre
2-4 Saat



Bu hafta sonu yine Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği ile birlikteydik. Bu kez rota Beynam Ormanı`ydı. Beynam Ormanı Ankara`nın 40km güneyinde, 1600 hektar büyüklüğünde bir kalıntı ormanı. Yani eski çağlarda bu bölge çok daha geniş ormanlarla kaplıyken, insan ve onun değiştirdiği iklim ormanı bu küçük bir alana sıkıştırmış. Bugün artık yayılma ve genişleme yeteneğinden yoksun kalmış. Eski adı Kuyrukçu Ormanı`ymış. 1966`da Bakanlar Kurulu Kararı ile Muhafaza Ormanı kapsamına alınmış, 1978 yılında ise Doğal Sit alanı ilan edilmiş. Tüm bu koruma(!) öyküsüne karşın, bugün 580 hektarı Orman İçi Dinlenme Alanı. Tatil günlerinde bu kısıma binlerce araç girişi oluyor. Biz yürümek için Beynam Ormanı`nın Kent Ormanı kısmını tercih ediyoruz. Burası da yeterince büyük, 400 hektar. Buraya girerken aracınızı, mangalınızı kapıda bırakıyorsunuz. Aslında Kent Ormanlarının şehrin içinde veya yakınında olmaları gerekir. Kent sakinleri buralara kolayca ulaşabilmeli, iki soluklanıp, burada doğa ile birlikte gönlünce zaman geçirebilmelidir. Ne yazık ki Ankara bu konuda şanslı değil. Beynam dışında Kurtboğazı ve Çamkoru`da da birer Kent Ormanı var, ama onlar da en az Beynam kadar uzak kent merkezine. Kent ormanlarının mutlaka doğal olmaları da gerekmiyor. İyi planlama yapabilen dirayetli yerel yöneticilere sahip birçok Avrupa şehrinde insan eliyle kurulu kent ormanları mevcut. `Eee bizim evin yanında güzel bir park var` diyebilirsiniz, ama ormanda bulunmak farklı. O tek başına koca bir ekosistem, ağacıyla, kuşuyla, domuzuyla farklı bir yaşam telaşı barındırıyor. Türler ayakta kalmak için kimi zaman birbirleriyle, kimi zaman diğerleriyle mücadeleye giriyor. Değişen iklim ve değişmeyen insan ise her birinin ortak sorunu. Zamanınızı sessiz sedasız bir ağaçla yeterince uzunca bir süre birlikte geçirebilirseniz, eninde sonunda size anlatacaktır...

Yürüyüşümüze Kent Ormanı kapısından başladık. Zemin toprak-çakıl karışımı. Hafif rampa, 6°-10° eğimle 2 km kadar ilerledik. İnsanları buraya çekebilmek için rekreasyon amaçlı ağaçtan basamaklar, kulübeler, çocuk oyun parkları, seyir terasları, köprüler gibi güzellikler yapılmış, ama mangala izin verilmemesi burayı insanlardan korumaya yetmiş. Buraya kadar bitki örtüsü neredeyse sadece karaçamla sınırlı. Ama karaçamın endamından eser yok buradaki ağaçlarda. Aslında ağaçlar oldukça yaşlı, ama toprağın ve iklimin sertliği gelişimlerini kısıtlamış. Gövdeler genelde kısa, tepeler çökmüş, tabi bu da ağaçlara mistik bir görünüm katmış. Tek tük ardıç, meşe, kuşburnu ve karaçam ekürisi defne yapraklı laden var. Bazı ağaçların üstündeki Bu ağaç ekolojik ve biyolojik denge için doğaya bırakılmıştır tabelaları, bunların kesilmeyi hak eden ama burayı düzenleyen ulu ormancılar tarafından bağışlanan ağaçlar olduğu sonucunu çıkarmamıza neden oldu... Derken Ahmet Hoca birden yoldan ayrılarak soldaki dere yatağına inmeye başladı, tabii bizde de peşinden... Doğayla buluşma aslında bu noktadan sonra başladı, medeniyetin izleri iyice azaldı, çeşitlilik ve domuzların izleri belirgin şekilde arttı. Çamların boyları uzadı, cılızcacık dere boyunca alıçlar, ahlatlar, kurtbağırları, hanımelleri, karamuklar, çakal erikleri bize eşlik etti. Yüksek eğimden dolayı zaman zaman zorlandığımız ama pek keyif aldığımız parkur Bala yolu yakınlarında, Dostlar çiftliğinde sonlandı...

Parkur florasından not ettiklerim:, Karaçam, Yayılıcı Ardıç, Katrancı Ardıcı, Beyaz Yapraklı Üvez, Tüylü Meşe, Geyik Dikeniı, Ahlat, Keçi Söğüdü, Aksöğüt, Alıç, Barut Ağacı, İğ Ağacı, Defne Yapraklı Laden, Kurtbağrı, Hanımeli, Tüylü Kartopu, Çakal Eriği, Titrek Kavak, Karagöz, Patlangaç, Kuşburnu, Karaçalı , Böğürtlen, Karamuk, Geven, Koyun Yumağı, Yavşan Otu, Ökseotu