Flora    Patika    Gezi Notları   






Emecik - Kızlan Alternatif Rotası    
Datça / Muğla / Türkiye
Parkur Zorluk Derecesi
Kolay
Zor





Başlangıç
120 m
En Yüksek
142 m
Bitiş
110 m

Toplam Yol
16785 m
Tırmanma
229 m
Alçalma
-235 m

Tahmini Süre
4-6 Saat



Zeytinlikte Akdeniz manzaralı güzel bir sabaha uyandık. Neredeyse hiç suyumuz kalmamıştı. Kahvaltıyı daha sonra yapmaya karar verip yola koyulduk. Hedef önce Bağla Koyu, ardından kuzey kıyı şeridinden Kızlan'dı. Ancak bu parkur için yeteri bilgi toplayamamıştım, tedirgindim. Taşlık orman yolundan 1-2 km ilerlediğimizde çöp ayrım istasyonuna geldik. Su tedariki için önümüzdeki tek seçenek buydu. Belediye emekçileri gönüllü gönülsüz kendi sularını bizimle paylaştılar. 2.5lt kadar suyumuz vardı artık. istasyondan ayrılıp Bağla Koyu`nun dik inişinde birkaç yüz metre ilerledikten sonra kıyı şeridinin görüntüsü Serdar'ı ve beni ürküttü. Derin yarların altında belli belirsiz bir sahil şeridini dalgalar her fırsatta dövüyordu. Hüs daha cesurdu. Birileri geçmişse bizde geçeriz diyordu. Demokratik şekilde geri dönmeye, rüzgar türbinlerinin arasından yürümeye karar verdik. Bu taşlık zemin yolda 2km ilave yol demekti...

Yolda kısa bir kahvaltı ardından rüzgar türbinleri sahası girişine geldik. Bariyerde girişin yasak olduğunu belirtiyor, ihtiyaç duyulması durumunda aranması gereken telefon yazıyordu. Kısa bir tereddüt ardından bariyerin üzerinden atlayıp geçtik. Türbinlere hiç bu kadar yakın olmamıştık. Her biri havayı yararak dönerken biraz esrarengiz, biraz sinir bozucu, sürekli tekrar eden bir ses çıkartıyordu. Ama yol güzeldi. İyi bir tempo yakaladık. Bakım için sahada bulunan ekiplere yakalanmadan trafoya kadar ilerledik. Trafo ile bitişik idari bina vardı. Bir anda duvarın dibinde oturan 3 çalışanla karşı karşıya kalmıştık. Gizlenememiştik. En sevimli ifadelerimizle bir selam verip yolun kalanını sorduk. Önce kibarca bizi en kısa sürede saha dışına çıkaracak şekilde yolu tarif ettiler. Ardından da soluklanmamız için buyur edip çay ikram ettiler. Gölmar'daki kaba adamlar ardından bizi çok mutlu etmişlerdi. Hemen kabul edip çantaları çıkarttık. Çaylarımızı yudumlarken, yine kibarca burada bulunmamızın yanlış olduğunu, sahanın tanımayanlar için güvenli olmadığını, onları aramış olsaydık bizi güvenli şekilde yönlendirebileceklerini söylediler. Laf lafı açtı sohbetler koyulaştı. Orada tanıştığımız Serkan, kendi yürüyüşlerini, Emecik Dağı'na çıkışını anlattı. Günün birinde oraya çıkmamız durumunda zirvede bulunan defter ve bayrak direğine bakım yapmak için yanımızda götürmemiz gerekenleri sıraladı... Sebilden kana kana soğuk sularımızı içip, depolarımızı da doldurduk. Birlikte bir anı fotoğrafı çektikten sonra bize gösterdikleri patikadan sahayı terk ettik.

Yolun bundan sonraki kısmı çok keyifliydi. Yine bademlikler arasından yumuşak toprak zeminde uzun süre ilerledikten sonra Kızlan Köyü`ne geldik. Bakkalda biraz soluklanıp, 2 ekmek ve 1 şarap alıp köy içlerine doğru ilerledik. Eski bir yağhanede fotoğraflar çekerken Hüs bize ailesinin de geçmişte bir yağhanesi olduğunu anlattı. Ardından köy camisinin şadırvanında şişelerimizi tekrar doldurduk, elimizi yüzümü silip abdestlerimizi (!) tazeledik.

Köy meydanındaki tabela Karia Yolu'na tekrar kavuştuğumuzu müjdeledi. Kızlan'ı terkettikten sonra genellikle toprak yollardan 2 saat daha yol aldık. Bu kısımda rota işaretlemesi gerçekten çok sorunlu. Tepelik bir noktada, bir ağıl yakınında tüm işaretleri kaybettik. Havanın kararması yakındı. Ertesi gün nasıl olsa bir şekilde Körmen'e ulaşacağımızı düşünerek olduğumuz yere kamp kurduk. Burası hem Ege'yi hem Akdeniz'i gören alçak maki kaplı bir tepeydi. Ancak iki çadırı kuracak kadar bir açıklık vardı. Karanlıktan önce çadır kurma telaşındayken boşluğun içinde bir ihtiyar beliriverdi. Tanıştık, Seyfi'ymiş adı. Karısı ve oğlu ile birlikte ağıla ve buradaki bahçelere bakıyormuş. Burada geceleyeceğimizi öğrenince çok şaşırdı. Karia Yolu'ndan 100-200m saptığımızı söyledi. Ağır işitiyor Seyfi Dayı, iletişimimiz oldukça zor oldu. Ama kısa zamanda acısını paylaşmak istercesine karısının ciğerlerinden hasta olduğunu, yarın onu Muğla`ya götüreceklerini anlattı.

Gece yaktığımız ateşte sucuklarımızı pişirdik. Kızlan'dan aldığımız şarabımızı içtik. Ateş geçer geçmez karanlığı ayaz bastı. Çadırlara girip kitap okumak için ışıklarımızı yaktık. Kısa süre sonra Seyfi Dayı'nın köpekleri duyulmaya başladı. Sekiz tane var, hepsi Sivas kangal, aman ilişmeyin, koparırlar demişti. Sesler gitgide yaklaştı, artık 5-10 metre yakındalardı. Ben çadırın ortasında oturmuş elimde biber gazı bekliyordum. Serdar'da diğer çadırda tedirgin olmuş bekliyordu. Neden sonra çadır ışıklarının onları tedirgin ettiğini, karanlığın içinde bu ışıklı kubbeleri tehdit algıladıklarını fark ettik. Işıkları kapadıktan bir süre sonra uzaklaştılar. Hava buz gibiydi ama korku bizi ısıtmaya yetmişti...


Karia Yolu Datça Yarımadası Ekspedisyonunun tüm parkurları:
- Balıkaşıran Koyu - Eksera Koyu Parkuru
- Eksera Koyu - Alavara Parkuru
- Alavara - Emecik Parkuru
- Emecik - Kızlan (Alternatif) Parkuru
- Kızlan - Körmen Parkuru

Parkur florasından not ettiklerim:
Bozpırnal Meşesi, Kermes meşesi, Sığla Ağacı, Çalı Salebi (Ophrys lyciensis), Sandal Ağacı, Katırtırnağı, Delice (Olea europea), Akçakesme, Menengiç, Sakız, Keçiboğan (Calicotome villosa), Sütleğen, Adaçayı Yapraklı Laden, Funda (Erica arborea), Abdestbozan, Acıkekik (Coridothymus capitatus), Adaçayı, Karabaşotu