DDbtn
PicPath


 

PINARLAR MEKANI / Madrid [Yelda Kovuk]

PINARLAR MEKANI / Madrid [Yelda Kovuk]

PINARLAR MEKANI / Madrid [Yelda Kovuk]

PINARLAR MEKANI / Madrid [Yelda Kovuk]

PINARLAR MEKANI / Madrid [Yelda Kovuk]

PINARLAR MEKANI / Madrid [Yelda Kovuk]

PINARLAR MEKANI / Madrid [Yelda Kovuk]

PINARLAR MEKANI / Madrid [Yelda Kovuk]

PINARLAR MEKANI / Madrid [Yelda Kovuk]

 



PINARLAR MEKANI


Madrid, İspanya
İspanya’nın başkenti Madrid,Manzanares Irmağı`na bakan bir kayalık üzerinde ki Alkazarın (ileri karakol vazifesi gören bir kale) çevresinde kurulmuş.Endülüs Emevileri döneminde adı Pınarlar mekanı anlamına gelen Macerit’miş. 1085 yılında şehir Müslümanlar`dan Kastilya Krallığı`na yani İspanyollara geçmiş. 1568 de ise başkent olmuş. 635 m yükseklikte kurulan şehir Avrupa`nın en yüksek ve en genç başkentlerinden biri. Başkent ilan edilinceye kadar bir taşra şehriymiş. Başkent olduktan sonra özellikle 1750 li yıllardan itibaren şehir, geniş cadde ve meydanların,parkların açılmasıyla, modern bir görünüm kazandıran planlı bir yapılaşma ile gelişmiş. Farklı dönemlerin farklı sanat akımlarını taşıyan tarihi yapılar günümüze kadar korunarak ulaşmış. En büyük özelliği bir çok meydanın olması. Barselona şehrinde iki büyük meydan var, Valensiya’da Kraliçe Meydanı var. Madrid’de ise Büyük Meydan, Kibele Meydanı, İspanya Meydanı, Neptün Meydanı, K.Kolomb Meydanı…..
Resmi kurum binalarının dış cephelerinde çok güzel betimlemeler var. Mesela Tarım Bakanlığının dış cephesi tapınak gibi Helenistik sütunlar ,mitolojik figürler,Hz İsa’nın elinde zeytin dalı bulunan heykeli…Sanki bir saray gibi bakanlık binası. Sokakta gezerken evlerin dış cephe veya çatılarında da süslemeler görülüyor. Mitolojik figürler modernizm bloklar, Fransız ferforje balkonlar. Sokaklarda, metro istasyonlarında şairlerin, ressamların ya da eserlerinin isimlerine yada sokak isimlerinin üzerinde görsellere de rastlıyorsunuz.
Başta banka ve finans kurumları olmak üzere pek çok yatırımcı, büyük fabrikalar, üretim yerleri genelde Madrid’de. Ticaret ve sanayi yoğun bir şekilde şehrin dışında yer alıyor. İş merkezleri, gökdelenler Avrupa Kuleleri diye anılan şehrin en kuzey ucunda merkez dışında bir bölgede yer alıyor.
Etrafını Guadarrama dağları ve Manzanares Irmağı çevreliyor . Manzanares adı elmadan geliyormuş. Bu nehrin çevrelediği bölgelerde elma ağaçları varmış. Ayrıca bu bölgede çok fazla kocayemiş ağacı da yetişiyormuş.Madrid’e giderken yolda zaman zaman karşımıza çıkıyor. Selvi ağaçları da yer yer görülüyor. İspanya tarihinde hayatını kaybeden din adamları,hükümdarlar, savaş kahramanları için dikerlermiş. Bademliklere de rastlıyorsunuz. İspanya mutfağına girmiş badem, bademli tatlılar ezmeler sık sık hediyelik eşya dükkânlarında görülüyor. Madrid`de çok eski ağaçlar var. Başta çınar olmak üzere, zarar verilmeden günümüze kadar korumuşlar.

BAYRAK:
Yüksek bir tepede Müslümanların kurduğu karakolun devamı olarak günümüze ulaşan Madrid’in kendine ait yerel bir bayrağı var. Bayrağın üzerinde 7 yıldız bulunuyor. Madrid gökyüzünde ki takım yıldızların en rahat gözlendiği şehirlerden biriymiş. Gökyüzünde 7 yıldızın biraya geldiğinde Kastilya bölgesinin haritasına çok yakın bir şekil ortaya çıktığı söyleniyor.1982 anayasası ile birlikte Madrid’in bayrağı yerel yönetim bayrağı olmuş.Resmi yapılarda tabii ki İspanya bayrağı da var.

MUTFAK:
Kendine has lezzetleri, kendi usulleriyle pişirdikleri ürünler var. Ekmek arası kalamar başta olmak üzere. Bununla ilgili bir sloganları da var. Özellikle Barselona’ya karşı “belki bizim sizin gibi plajlarımız, sahillerimiz yok ama sizinkinden daha iyi kalamarlarımız var” dedikleri bu slogan hediyelik eşyalarda, tişörtlerde de görülüyor.
Ekmek arası kalamar Madrid’de çok ilgi gören bir yemek.
Madrid’e ait belki daha önce gördüğünüz ya da yediğiniz bir başka lezzet daha var .Churros tatlısı, genelde ince uzun bazen halka şeklinde yapılan bir hamur kızartması. Genelde sabahları yenilen kimilerinin üzerine pudra şekeri kimilerinin tarçın da ektiği bir tatlı ve sıcak çikolata sosu ile yeniyor. Şehirde eski bir Churros imalatçısı var. San Gines aslında çikolatacıymış. 1894 yılından beri hizmet veren Madrid’de ki bu tarihi mekan churros da yapıyor. Boş masa bulmak biraz zor. Siparişi verip ödemeyi yaptıktan sonra masa sırası bekliyorsunuz, oturunca garsonlar gelip fişinizi alıyor ve siparişinizi getiriyor. Biraz porsiyon fazla geldi bize. İki kişi bir porsiyon almanızı öneririm.İçeride tarihi resimler,gelen ünlülerin resimleri.…değişik bir mekan…
Kastilya Bölgesinin kendine has bir peyniri var. Manchego peyniri, La Mancha bölgesinde Manchega ırkı koyun sütünden elde edilen bir peynirmiş. Tadına bakmadık ama kaşara benzeyen bir peynirmiş.

FUTBOL:
Real Madrid futbol takımı şehrin en önemli sembollerinden. Kraliyet, tarihi boyunca desteklemiş. Real kraliyet anlamına geliyor zaten . Atletico Madrid ise sanayi devriminden sonra işçi sınıfının burjuvaya karşı tepki olarak kurduğu bir takımmış. Kastilya derbisi bu iki takım arasında oluyor. Her iki takımda uluslararası futbol sahalarında başarıyla temsil ediyor Madrid’i. Şehrin çoğunluğu ise Real Madrid taraftarı. Şampiyon olduklarında ya da önemli bir galibiyet kazanıldığında Real Madrid taraftarı Kibele (Cibeles) Meydanı’nda, Atletico Madrid taraftarı ise Neptün Meydanı’nda kutlamalarını yapıyormuş. Tabii futbol ve Real Madrid denince bir de Dünyanın en büyük ve ünlü futbol sahalarından birisi olan Real Madrid’in stadyumu Santiago Bernabéu ‘dan da bahsetmek lazım. 81000 kişi kapasiteli Santiago Bernabéu 1947 yılında tamamlandığından beri dört kez Avrupa Kupası/UEFA Şampiyonlar Ligi finaline ev sahipliği yapmış.Stadyuma her yıl 1.300.000 den fazla kişi geliyormuş . Müzesi ise Madrid’te en çok ziyaret edilen 3. müzeymiş.

FLAMENKO:
Flamenko İspanya’ya 15. Yüzyılda gelen çingenelerin bıraktığı bir miras. Cante Jondo yani derin şarkı anlamına geliyormuş. İnsanoğlunun yaşayabileceği tüm duyguları aktarıyor dansı ve müziği ile. İspanya tarihinde yaşanan birçok tarihi olaydan etkilenen Flamenko`nun başkenti Madrid. 2010 yılında Unesco tarafından İnsanlığın Kültürel Mirasları listesine girmiş.

Görülecek yerlerden bazıları:

MÜZELER:
Özel sanatçıların yetiştiği, güzel müzelerin bulunduğu, sanata değer veren bir şehir Madrid. 1700 lü yıllarla birlikte sanatsal faaliyetler ağırlık kazanmış. Birçok müze var şehirde ama öne çıkanlar Prado Müzesi (Museo Nacional del Prado)ve Reina Sofia Müzesi (Museo Nacional Centro de Arte Reina Sofia)
Dünyanın en çok ziyaret edilen yerlerinden biri ve en büyük sanat müzelerinden biri olarak kabul edilen Prado Müzesi, ilk kez Kasım 1819`da halka açılmış. Açılışından bu yana değişik dönemlere ait İspanyol, İtalyan ,Germen kökenli sanatçıların eserleri miras, bağış ve satın almalar yoluyla müzeye dahil olmuş. Özellikle 16. ve 17. yüzyıla ait İspanyol Kralllığını yansıtan tabloları ünlü . Koleksiyon şu anda 8.200 civarında çizim, 7.600 resim, 4.800 baskı ve 1.000 heykelin yanı sıra pek çok sanat eseri, oyma baskı, para ve madalyadan ve tarihi belgeden oluşuyor. Reina Sofia Müzesi ise 1992 de açılmış .Müze ağırlıklı olarak İspanyol sanatını kapsayan,modern ve çağdaş sanat örneklerinin sergilendiği bir müze.
Bunların dışında Lazaro Galdiano Müzesi,Sorolla Müzesi,Thyssen Bornemisza Müzesi, San Fernando Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi sanatseverlerin gidebileceği yerler arasında.

GÜNEŞ KAPISI (PUERTA DEL SOL) :
Güneş Meydanı doğru tercümeyle Güneş Kapısı (Puerta Del Sol) şehrin en önemli meydanı. Güneş Meydanı doğan bir güneş şeklinde betimlenmiş. Şehrin Müslümanların elinde olduğu dönemlerde doğu tarafına bir şehir kapısı yapmışlar.Güneş ışıkları bu kapıdan şehre geldiği ve kapı güneşin doğuşuna şahitlik ettiği için adına Güneş kapısı demişler. Meydan adını buradan almış. Madrid’in gece ve gündüz en işlek yeri. Madrid’in sembollerinden biri kocayemiş ağacına tırmanan bozayının da Güneş Meydanında bir heykeli var. Dağlık, yüksek bir şehir olduğu için bozayılar şehre girer, ağaçlara dadanırlar ve yakalanırlarmış. Meydanda ki diğer anıt ise İspanya ‘da 18. yüzyılda geniş kapsamlı reformlar yapan ve kentin modern bir görünüme kavuşması için çaba gösteren III. Charles’ın heykeli. Tarihi meydanı kesen bir çok sokak var ve meydana tepeden bakıldığında yeni doğan ve ışınlarını yavaş yavaş bırakan bir güneş şeklini veriyormuş. Ayrıca meydan da “0 Kilometre” plakası var.

KİBELE MEYDANI (PLAZA DE CIBELES)
Eski adı Madrid meydanı olan alan, ortasına 1895 yılında Aslanlar tarafından çekilen arabası üzerinde betimlenen, doğa ve bereket tanrıçası Kibele’nin oturur vaziyette betimlenmiş devasa heykelinin bulunduğu Kibeles Çeşmesinin yerleştirilmesi ile adı Kibele meydanı (Plaza De Cibeles) olmuş. Çeşmenin özellikle gece ışıklandırılması ile büyüleyici bir görüntüsü var. Meydanda dikkat çeken yapılar var. Neo-Klasik mimarinin kentteki en başarılı örnekleri olarak gösterilen Kibele Sarayı eski belediye sarayı imiş Günümüzde ise kültür merkezi olarak hizmet veriyormuş. Meydandaki diğer yapılar İspanya Merkez Bankası Binası ,Linares Sarayı ,Buenavista Sarayı bulunuyor.

PLAZA MAYOR :
Tarihi 15. yüzyıla dayanan ve eski adı Plaza del Arrabal olan Plaza Mayor ,Madrid’in en büyük meydanı, büyük dikdörtgen bir meydan. Tarihinde 3 büyük yangın geçirmiş ve yenilenmiş. Meydanın ortasında Philip III heykeli yeralıyor. Meydan tarihte çok sayıda olaya ve idamlara tanık olmuş. Çevresinde çok sayıda yeme-içme mekânlarının bulunduğu meydan Noel pazarının ,ayrıca hafta sonları pul ve para koleksiyoncuları için kurulan pazara da ev sahipliği yapıyormuş.

KRALİYET SARAYI (PALACİO REAL):
Bugün kraliyet sarayının bulunduğu bölgede eskiden Endülüs Emevileri tarafından yapılmış, Toledo için ileri karakol vazifesi gören bir kale (alcazar) korunaklı bir gözlem kulesi bulunmaktaymış. İspanyollar şehri ele geçirdikten sonra savaşta hasar gören kalenin yerine 16. Yüzyıl’da Madrid’in başkent olması ile yine kale yapmışlar. 18. Yüzyılda bu kalenin yerine de bugünkü saray yapılmış. Sanat ve tarih dolu bu görkemli saray dikdörtgen bir alana kurulmuş. Günümüzde gelir sağlayan bir müze. Sarayın yaklaşık 2800 odası varmış ama küçük bir kısmı ziyarete açık. Taht Salonu, Kraliyet Şapeli ,Tablo Galerisi, Kraliyet Mutfağı da ziyarete açık yerlerden. Çarşamba günü muhafızların ilgi çekici bir nöbet değişimi töreni de görülebilir.
Kraliyet Sarayı İspanya tarihinde farklı bölgelerde yer almış.Örneğin Segovia Alcazar, Granada El Hamra Sarayları farklı dönem ve mevsimlerde kullanılmış.Günümüzde ki İspanya Kralı bu sarayda değil,şehir dışında daha mütevazı bir sarayda yaşıyormuş.

İSPANYA MEYDANI (PLAZA DE ESPANA):
İspanya`nın başkenti Madrid`in merkezinde, Miguel de Cervantes Saavedra`nın ve Cervantesin’in roman kahramanları Don Kişot ve Sancho Panza heykellerinin bulunduğu meydan. Cervantes anıtı ve meydan aynı anda yapılmış.

ALKALA KAPISI (PUERTA DE ALCALÁ):
Bağımsızlık Maydanı (Plaza de la Independencia)’da bulunan 2 kenarda ki dikdörtgen şeklinde olmak üzere 5 kemerden oluşan Neo-klasik anıt. Yapı, 1769-1778 yılları arasında Kral III. Charles ( III. Carlos) ’ın tarafından şehri güzelleştirmek için yaptırılmış. Anıtın üst kısmına melek süslemeleri ve kraliyet armaları yapılmış.

GRAN VİA:
Art Nouveau , Modernist , Neo-Klasik, Mudejar mimari yapıların yer aldığı ,mağazalar,restoranlar ve otellerin bulunduğu hareketli ve renkli bir cadde.

RETİRO PARKI ( PARQUE DEL RETİRO)
Park 15. yy da düzenlenmiş.1920 li yılların başında Kraliyet tarafından Madrid halkına bağışlanmış. İçinde yapay göl,su kanalları,tesisler,kristal müzesi,etkinlik merkezleri ile 1,4 kilometrekarelik çok geniş bir alandan oluşuyor. Parkta İspanya’ya hükmeden krallara ait heykeller ayrıca 2004 terör saldırısında hayatını kaybedenler için oluşturulmuş bir hatıra ormanı da bulunuyor.

ALMUDENA KATEDRALİ :
Madrid Kraliyet Sarayı’nın tam karşısından yer alan katedralin yapımı 18. Yüzyılda başlasa da hem İspanya İç Savaşı hem ekonomik sorunlar sebebiyle tamamlanması bir hayli gecikmiş. 1993 yılında Papa II Jean Paul tarafından kutsanarak resmen açılan katedral aynı zamanda Madrid başpiskoposluğunun yönetim merkezi.

PLAZA DE TOROS DE LAS VENTAS :
Salamanca Bölgesi’nde 1931 yılında inşa edilen Plaza de Toros de Las Ventas İspanya`nın en büyük boğa güreşi arenalarından biri. Yaklaşık 23000 kişilik bir kapasitesi var.Neo-Mudéjar mimari tarzındaki arenada boğa güreşlerini ve tarihini anlatan bir de müze yer alıyor. Ücretli olarak rehberli gezilebiliyor.






Yelda Kovuk







Creative Commons Lisansı Kim bu gezenadam


.