Covit-19 Öncesi Bir Güneydoğu Anadolu Gezisi (1. Kısım)

Adana, Türkiye

Adana, Mersin, Antakya, Gaziantep, Urfa, Mardin, Midyat ve Diyarbakır gezisi.
Adana,3 Mart
Ocak ayında Yılmaz arkadaşımın tavsiyesi ile 3 mart tarihinde kullanılmak üzere Adana`ya ucuz birer uçak bileti aldık. Henüz Covid-19 adı duyulmamış idi. Bana ağabey nasıl bir rota yaparsan yap ben razıyım diyen Yılmaz arkadaşımla 3 mart günü 7.35 uçağı ile İzmir`den Adana Şakir Paşa Havaalanı`na uçtuk. Planladığım rota her şehirde iki gün kalmak suretiyle Adana, Antakya, Gaziantep, Urfa, Mardin ve Diyarbakır ve tren ile döneceğimiz iki gün ile birlikte 14 günlük bir gezi idi. Son gün Diyarbakır`dan sabah 11 de bindiğimiz tren ertesi sabah 8 civarında Ankara`ya getirdiğinde hava sıcaklığı anormal düşmüş 3 derecelerde idi İzmir Mavi treni ise akşam sekizde kalkacaktı 20-25 derecelerden birden bire bu soğuğa alışamayacağımdan hemen İzmir`e otobüs ile dönmeyi teklif ettim. Yılmazın önerisi daha güzeldi; önce Eskişehir`e hızlı tren ile gidelim gerisi kolay. Baktık saat 10.30 da tren var Eskişehir Hızlı Trenine hemen bilet aldık (tam 48 TL. , 65 yaş yarısı 24). Yol bir buçuk saat sürüyor bir ara hızı 251 km/s `e çıktı. Gar ayrı modern bir yapı vagonlarda pulman pek rahat. Eskişehir`de de hava sıcaklığı 2-3 derece ve kar atıştırıyor ben otobüs ile hemen dönmeye karar verdim. Gar çıkışında bir otobüs vardı şoföre Otogara gider mi dedik tamam deyince bindik. Bizi bir saat sokak aralarında dolaştırdıktan sonra Otogar`da indirdi. Meğerse tramvay kısa yoldan götürüyormuş. Otobüsüm saat 14`te idi akşam 20.50 de İzmir`e eve de gece 10 da vardım.

3 mart günü sabah yaklaşık bir buçuk saat sonra Adana`ya vardık. Evvelce ayarladığım eski şehrin çarşısında bulunan Otel Mercan`a gitmek üzere bir minibüse binip Küçük Saat meydanında bizi indirmesini söyledik. Herhalde daha kestirme bir vasıta olması lazımdı zira bizi neredeyse bir saate yakın ara sokaklarda dolaştırıp mahallelerden geçtikçe talebe indirdi talebe bindirdi sonunda meydana getirdi. Buraya Küçük Saat denmesinin sebebi İş Bankasının kumbara biçimindeki saatinden dolayı. İstanbullu eskiler hatırlarlar Taksim meydanında bir benzeri vardı sevgililerin altında buluştuğu. Eşyalarımızı bıraktık hemen çıktık. Önce sırası ile Yeni Cami (Kurucusunun adı ile de anılıyor Abdürrezzaki Antaki Camii), avlu kapısı üstündeki kitabeye göre 1724(1137 h) diğer bir kitabeye göre de 1729 (1142 h) tarihinde inşa edilmiş. Bebekli Kilise, ön cephesinin çatısı üstünde kucağında bebek ile Meryem Ana tasvir edildiğinden dolayı bu isim verilmiş olabilir. Kemeraltı Camii evvelce Tarsus Kapı denilen bu semte sonradan Kemeraltı dendiğinden Cami de bu adla anılır olmuş. Savcıoğlu Hacı Mustafa isimli bir hayırsever tarafından yaptırılan bu cami Ramazanoğlu Piri Paşanın emirliği zamanına (1548) rastlamaktadır. Ahşap el işleri çarşısından geçtikten sonra Büyük Saat kulesinin bulunduğu meydana çıkarken Çarşı hamamını resimledik. Hamam Ramazanoğullarından Piri Paşa zamanında 1529 (936 h.) tarihinde yaptırılmış. Kadınlar matinesi olduğundan içine bakamadık. Büyük Saat 1882 yılında Vali Abidin Paşa tarafından yaptırılmış. Yüksekliği 32 metredir. Adana Belediye reisi bulunan Hacı Yunus Ağanın çok emeği geçmiş zamanın astronomi bilgini Hacı Bekir Sırrı`nın da katkılarından dolayı işletilmesi kendisine verilmiş. Meydanda Büyük saatten sonra ortada Ziya Paşanın kabri olan parkı geçip Ulu Camiye geldik. Cami Selçuklu Memluk ve Osmanlılar devrine ait mimari karakterler taşımakta olup üç ayrı kitabesinden anlaşılacağı üzere ilk defa 1513 yıllarında Ramazanoğlu Halil Bey tarafından inşasına başlandığı ve 1541 yılında Halil Beyin oğlu Piri Mehmet Paşa tarafından bitirildiği anlaşılmaktadır. Batı tarafındaki sivri stalaktikli kubbe Selçuklu mimari stilinde yapılmış olması burada çok daha önceki beylik döneminde küçük bir mescit olarak yapıldığı ve sonradan 16. yüzyılda ihtiyaca kafi gelmediğinden bunun yanına bu günkü binanın yapıldığı düşünülmektedir. Acele ile gezdiğimiz bu külliyede Ramazanoğlu Konağı kapalıydı giremedik. Tarihi Taş Köprüye giderken Memiş Paşa Camii, terk edilmiş harap Eski Emniyet Müdürlüğü binası ve yanında yeni restorasyon gören iki katlı (?) paşa konağının yanından geçtik.Taşköprü`den sonra Nehir yatağının yanından kuzeye yürüyerek şahane bir görgüsüzlük örneği olan sanki copy/paste yapılmış olan Sabancı Merkez camisine gittik. Tekrar yürüyerek yaklaşık 2 km, Arkeoloji ve Etnoğrafya müzesini gezdik. Otele dönüşümüzü gene yürüyerek yaptığımız için çok yorulduğumuzdan otele yakın bir kebapçıda Adana kebaplarımızı yedikten sonra erkenden yattık.
Adanada ikinci gün Tarsus ve Mersin gezilerimizi yapacağız.

Kâmil Samir





Creative Commons Lisansı


.