Covit-19 Öncesi Bir Güneydoğu Anadolu Gezisi(3. Kısım)

Antakya, Türkiye

Adana, Mersin, Antakya, Gaziantep, Urfa, Mardin, Midyat ve Diyarbakır gezisi.
Antakya, 5 Mart.
Otogar Adana merkezden epey uzakta minibüs ile herhalde dur kalk bir saat sürer. Bir taksiye binip gittik 20 lira verdik. Minibüs 3 buçuk lira alıyor. İki kişi 7 lira eder. Otogarda kalkmış bir otobüse çıkış kapısında yetişip bindik saat 9.22. Bilet 35 lira Payas`a saat 10,45 de İskenderun`a 11.15 de vardık, yol üç saat kadar sürüyor.
Yarımda Antakya otogarda inip doğruca merkezi bir yerde olan Öğretmen evine gittik. Eşyalarımızı bıraktık hemen çıktık Eski köprünün yanındaki müze kapanmış tadilatta etnografik eserler sergilenecekmiş. Kapıdaki görevli hemen karşıda parkın içinde olan Turizm Ofisinden yeni müze hakkında bilgi alabileceğimizi söyledi. Aldığımız bilgiler neticesinde köprünün karşı tarafındaki duraklardan 106 numaralı otobüse bindik. Bizi şehrin epey dışında tam müzenin önünde indirdi. Müzeyi saat dörde kadar ancak bitirebildik. Dönüş yolu üstünde bulunan Sen Piyer kilisesine bir minibüse binerek gittik. İndiğimiz ana yoldan 15 dk. lık bir tırmanışla kiliseye geldik. Bu benim buraya üçüncü gelişim. Eşim ile Kasım 1972 ve Ekim 2010 tarihlerinde iki kere gelmiştik. Tepede Antakya`nın 50 senede ne kadar dolduğunu gördük. Kısa bir ziyaretten sonra merkeze döndük. Uzun Çarşıya girdik bir takım hanların içinden geçerken bir kasap ayni zamanda kebap yapan mahzen gibi bir yere girdik. Tonozlu ve duvarlar kiremit, ayakların boyutları ikişer metre. Sahanda köfte (adına `tepsi kebabı` diyorlar) yapıyor kilo ile 400 gram iki kişiye yeter aç iseniz 250 şer gram yapalım dediler. Kilosu 100 lira. Şalgam suyu ve ayran ile birlikte 48 lira hesap geldi. Adana`da yediğimiz kebaptan daha güzel ve çok hesaplı idi. Yemekten sonra Habib-i Neccar camisine gittik. Yahya ve Yunus (Yuhanna ve Pavlus)’un yan yana kabirlerini ve iki kat bodrumda Habibi Neccar`ın sandukasını ziyaret ettik. 2010 daki eski resimlerle mukayese ettiğimde bodrum katlarındaki değişimi gördüm. Neccar`ın sandukasının birinci bodrumda olduğuna karar verilmiş ve gereksiz sıvalar sökülmüş taş duvar ortaya çıkarılarak orijinaline daha uygun hale getirilmiş.
Dönüşte Kemal Paşa caddesinde bir Künefeci gördük. Merkezdeki kalabalık yerde yemek yerine bahçede künefe ısmarladık. Yanında birer küçük bardak süt ve içinde atıştırmalık menengiç, kırık sarı leblebi, mısır vs olan küçük meze tabağı getirdi. Süt için tatlıdan sonra şekerin tadını keser dedi. Sonradan öğrendiğimize göre atıştırmalık adet değilmiş. Herhalde künefeyi daha fiyatlı hale getirmek için bir usul olsa gerek. Bahçede reklam olsun diye iskeletli mozaiğin altına “künefe ye mesut ol” yazmışlar, biz de hatıra olsun diye panonun önünde resim çektirdik.
Kurtuluş Caddesindeki binaların çoğu restore edilmiş ve kullanılıyor. Mimari açıdan çok estetik binalar var. Bol bol bina detaylarının resimlerini çektik.

Kâmil Samir





Creative Commons Lisansı Kim bu gezenadam


.