Covit-19 Öncesi Bir Güneydoğu Anadolu Gezisi(5. Kısım)

Gaziantep, Türkiye

Adana, Mersin, Antakya, Gaziantep, Urfa, Mardin, Diyarbakır.
Gaziantep, 7 ve 8 Mart.

Sabah erken kalkıp otogara gittik. Diyarbakır üzerinden Iğdır’a giden otobüsten biletlerimizi aldık Iğdır`a ertesi sabah saat 6-7 gibi varırmış. Antep için 4-4,5 saat sürer dediler.Saat yarımda Otoyolda Osmaniye yakınından geçtik. Gaziantep`e 13,30 da vardık. Merkeze giden bir belediye otobüsüne bindik, para geçmiyormuş, bir kadın kartını verdi bilet 3,10 kuruş. Otel merkezi yerde eşyaları bıraktık biraz dinlendik hemen müzeleri gezmek için yola çıktık. Bolca butik müze var.
Önce para müzesine girdik. Adı Devr-i Alem Para Müzesi imiş. Mezbelelik bir yer.Bozuk paraları kavanozlara koymuşlar her çeşit karma karışık. Kağıt paralar da keza kimi kavanozda kimi kırık dökük çerçeve içinde karmakarışık konulmuş. Kapıda duran hanımın eşi topluyormuş. Giriş neyse ki 2 lira. Adam bulduğu yerli yabancı parayı tasnif etmeden doldurmuş. Bir kısmı da gelenlerin verdikleri veya hibe edilen paralar.
16.20 de Emine Göğüş Mutfak Müzesine girdik. İlk turizm bakanı, gazeteci v.s. Ali İhsan Göğüş’ün eşi bağışlamış. Güzel tertipli faydalı bakanlığa bağlı olduğu için bedava girdik. Yarım saatte gezdikten sonra 16.50 de Hamam Müzesine girdik. Zaten bu üç yer birbirine çok yakın.
Müzeden çıktık kale çok yakın, Vakit kaleye girmek için geç oldu. Kalenin batısında kalan Şirvani Camini ziyaret ettik. Sonra Kalenin hemen doğusunda bulunan Zeytin Han’a girdik. Burasını sabun, yağ, baharat vs satan bir mağazaya çevirmişler. Düzgün ve kaliteli mal satıyorlar. Yanındaki giriş Budeyri Han ortasında avlu var etrafında bir takım dükkanlar ve kahve var ama kapalı . Önündeki Gümrük Caddesinden hafif meyilli bir yoldan güneye doğru yürüdük sağımızda Millet Han içinde üst katta Baklava Müzesi var diyorlar ama baklavalar yenmiş bitmiş ki herhalde bir şey bulamadık boş dükkanlardan başka. Orta avluda güzel bir kahve var. Hanın biraz ilerisinde caddenin solunda Tarihi Yeni Han (nasıl hem tarihi hem yeni oluyor anlamadım) kapısından girince karşı az sağdaki kahveye giriyorsunuz merdivenle bodruma inince Tarihi Kaleoğlu Mağarasına geliyorsunuz. Herhalde yazın dışarısı 35-40 derece iken burası serin ve nemli ortamda dinlenmek çok hoş olsa gerek. Gezindik resimler çektik çıktık. Az ilerde ayni sırada İmam Çağdaş’ın Kebab evine gittik. Yemekler 44 liradan başlıyor. Lahmacun 10 lira birer lahmacun ayran ve şalgam suyu ısmarladık. Garsonlar illa bir lahmacun yetmez ikişer yaptıralım dediler yiyeceğimize de karışıyorlar sanki kaç yiyelim diye sorduyduk. Halbuki Antakya`da eğer çok açsanız diye sormuşlardı. Tabi davranışları da değişiyor garsonların. Ayran kupa ile değil kalaylı bakır tas ile geldi, çorba gibi kaşıkla içtim.
Yemek sonrası çarşı içine biraz daha yürüdük dükkanlar kapatılıyor etraf tenhalaşıyor, Zincirli Han’a girdik. İçerde incik boncuk ve bir iki tarım ilaçları satan dükkan vardı. Çıktık biraz daha ileride Karatarla Camisine geldik. İlerisi karanlık ve tenha eski zamanlarda olsaydı dolaşırdık. Şimdilerde Suriyeli ipten kopma gençler sürü halinde dolaşıyorlar ne olur ne olmaz deyip otele döndük. Biraz dinlendikten sonra tekrar çıkıp kalabalık gördüğümüz sokaklarda dolaştık.
Ertesi sabah otelin arkasındaki ermeni mahallesindeki Oyuncak Müzesini yanındaki Atatürk Anı evini ve Hüsnü Süzer Etnoğrafya Müzesini gezdikten sonra Kurtuluş camisine gittik fakat kapısı kilitli olduğu için içine giremedik.
Kurtuluş Camii`nin gerçek adı Surp Asdvadzadzin Kilisesi. Yani aslında bir Ermeni Apostolik Kilisesi. Planı İstanbul’da ki yapıları ile ünlü Balyan ailesinden Sarkis Bey’e ait olan kilisenin inşası 1892-1893 yılında tamamlanmış. 1915’te kapatılmış . Üç yılı aşkın zaman kilise binası, hükumet tarafından askeri gerekçelerle kullanılmış. 1920 den 1980’lere kadar cezaevi olarak kullanılan yapı, 1988’deyse bir kez daha kimlik değiştirip camiye dönüştürülmüş, adı da “Kurtuluş” olmuş.. 2013 yılında kilisenin arkasında bulunan Ermeni öğrenciler için hazırlanan sıbyan mektebi bölümü yıkılıp. 17 Haziran 2017 tarihinde, restorasyonun ardından tekrar açılmış.
Camiden çıktıktan sonra Arkeoloji Müzesine gitmek için İstasyon caddesine çıkarken Çınarlı Cami üstünde Şehitler Abidesini ve altında 1-4-1920 den 8-2-1921’e kadar Fransız muhasarası sırasında Antep müdafaası için şehit olan 6317 kişinin makamına uğradık. Antep 25-12-1921 de kurtulmuş. Abide 1935 yılında yapılmış.
Yirmi dakikalık bir yürüyüşle Arkeoloji Müzesine geldik bir saat kadar gezdikten sonra tekrar 25 dakikalık bir yürüyüşten sonra Gaziantep Gar binasının kuzeyinde yeni inşa edilmiş Zeugma Mozaik Müzesine gittik. Demiryolunu geçmek için hattın altından geçen yolu kullandık, hattın kuzey yerleşim yerlerini istimlak etmişler her taraf moloz dolu. Müzeyi bir saatte dolaşıp meşhur çingene kızı mozaiğini de gördükten sonra çıktık etrafta ne otobüs ne de taksi bulunacak bir yer değil Önünden geçen otoyolda kimsenin duracağı yok Tekrar geldiğimiz yoldan dönmek istemedik anayol boyunca doğuya yürüyerek merkeze giden Bahattin Nakipoğlu Caddesine geldik baktık bir taksi durağı bindik doğru Şahinbey Milli Mücadele Müzesine 2,5 km 15 lira verdik. Şahinbey M. M. Müzesi bodrum katı labirent gibi bol miktarda görsel malzeme ile süslenmiş. Antep muhasarası esnasında açlık baş göstermiş. Şehirde bol bulunan zerdali çekirdeği uyarılara rağmen yendiğinden ölenler olmuş. Bu labirent mağarada bol miktarda muhasara esnasında halkın yaşamından kesitler canlandırılmış. Mağara Kayalıoğlu`nun iki üç katı büyüklüğünde Şehitler Parkının öbür yanında İhsan Bey Camii`nin altından dışarı çıktık. yolun karşısında Şehreküstü konaklarının arkasındaki parka geldik. Etrafındaki binaları yeni restore etmişler fakat meydan Suriyeli dolu kadın ve bol çocuk.. Şeyh Fettullah Camisi haziresinde Antep müdafaasında kahramanlıklar göstermiş olan Karayılan lakaplı Molla Mehmet`in kabrini ziyaret ettik. Cami sonrası Şehitler Caddesinden yukarı çıktık solda Mecidiye Hanına girdik dizi film çekimi varmış. Karşısında Mevlevihane Vakıf müzesini gezdik.. Meşhur Tahmis Kahvehanesine geldik yer bulmak biraz problem. Bahçede oturduk. Kapalı mekanı da güzel otantik. Kahvenin yanında bardakta su ve tas içinde çerez de getiriyorlar. Su bardakları biraz küçük. Çıkışta katmer yiyelim dedik yarım saat bekledik koca bir tepsi geldi birer parça aldık gerisini paket yaptırdık. İyi ki birer porsiyon dememişik. Katmere 40 lira verdik. Gene Kale giriş saatini kaçırdık. Almacı (Elmacı) Çarşısına girmedik Kavaflar çarşısından geçerek Gümrük Hanına geldik üst katta hat çalışması yapan adamla epey bir sohbet ettik. Alt avluda kahve, kenarında Antep Sepeti isimli bir mağazada meşhur Antep işlemeleri satılıyor 40x100 lük bir örtü sordum 1700 lira ama kolaylık yaparız dediler. Yan tarafta da bir kısmı yeni bir kısmı antika tepsi, gülabdan, vazo gibi cam eşyalar olan kısım vardı.
Kalenin yanından yokuş aşağı Keçehane Caddesinden giderek kalenin etrafını dolaştık. Dereyatağı caddesinden geçtik Ali Nacar camisine geldik. Cami bahçesinde yörede başka camide olmayan güneş saatini gördük. Cami önünde meydan ortasında tepesinden şakul sallanan bir anıt dikmişler manasını anlamadık.

Kâmil Samir





Creative Commons Lisansı Kim bu gezenadam


.