Covit-19 Öncesi Bir Güneydoğu Anadolu Gezisi(7. Kısım)

Urfa, Türkiye


Urfa Göbeklitepe 10 Mart
Bu gün Göbeklitepe`ye gideceğiz. Belediye otobüsü günde iki sefer yapıyormuş. Saat 10 ve 12 de götürüp 12 ve 14’te döndürüyormuş. Saat 10 da gidip 12 de dönülmesi az bir zaman olarak görülse de gidince anladık ki yolda geçen yarım saat ve 15 dakikalık ören yerine minibüs ile ulaşım çıkarıldığında kalan bir saat 15 dakika biz amatör meraklılar için yeter bir zaman. Otelin önündeki Divanyolu Caddesinden Abide’ye giden 63 numaralı otobüse bindik. Ana arter olan bu cadde Balıklıgöl`den Abide dedikleri otobüslerin terminaline kadar gidiyor. Az ilerisinde büyük bir döner kavşaklı meydanda abide olacağını düşünmeyin sorduğumda mevcut yüksek binadan dolayı bu ismin verildiğini söylediler. Buradan 0 numaralı otobüse binin dediler ama nedendir otobüsün numarası 100. Otobüs tam saat 10’da geldi kalkış yeri Arkeoloji Müzesi imiş. Dönüşte kolaylık olacak. Yol yarım saat. sürdü indiğimiz yerde iki silindirik bina var birinde bilet gişesi ve kafeterya ile hediyelik alışveriş yeri. Diğer binada film gösteriliyormuş dönüşte biraz vaktimiz olmasına rağmen haberimiz olmadığından kafeteryada oturup manzaraya karşı çaylarımızı yudumladık. Bilet 45 lira önceden okuduğum rehber broşürlerde 30 lira yazıyordu. Düşünün bir aile gidecek iki yetişmiş çocuğuyla nasıl ödeyecek? olmuş zengin işi (veya +65 yaş işi). Yunanistan`da dahi yabancı ile yerli turist ayrımı var. Bilet gişelerinden kalkan minibüslerle bir kilometre ilerde tepedeki ören yerine geliyorsunuz. Giderken de dönerken de biraz ayağınızı çabuk tutmanız gerek. Minibüsten indikten sonra da 200 metre yürümek gerek. Üstü örtülü ören yerinin etrafında da 300 metrelik bir yürüyüş yolu var. Yoldan çukurda kalan taş yapıtlara yukarıdan bakıyorsun dikkat etmezsen detayları kaçırırsın. Çukur da görülen zaten deprem görmüş yıkılmış fakir Anadolu halkının evlerine benziyor. Ayrıca bir ören yeri daha hazırlanmış üstüne koruyucu yapılmış ama ziyarete açık değil. Açıkta ayrıca bir yer daha açılmak üzere planlanmış yüzey çalışmaları yapılıp bırakılmış. Yazın çalışılabilinirdi ama salgın hastalık belası bunu erteleyecek gibi gözüküyor. Burası coğrafi olarak etrafa hakim bir tepe manzarası çok güzel.
Dönüşte otobüsten Arkeoloji Müzesi önünde indik. Müze Halepli Bahçede deniyor, meğerse Halepli Bahçe semtin adıymış. Eski resimlere bakılınca buranın şehir içinde kalmış büyük bir boş arazi olduğu anlaşılıyor, belki de daha eski zamanlarda Urfa`nın tarım yapılan bostanı idi. Arkeoloji müzesinde 10 liraya bir müze kart verdiler başka yerde bilet için boşuna beklemezsiniz dediler iki dakikada arkası resimli giriş kartını verdiler. Şimdiye kadar hiçbir yerde bunu teklif etmemişlerdi ben de bilmiyordum. İçerisinin uzunluğu 3 buçuk kilometre denince biz de var gücümüzle koşar adım ama her vitrinin resmini de çekerek dolaştık.
Arkeoloji Müzesinin biraz aşağısında Balıklıgöl`e doğru yürüyünce geldiğimiz Mozaik Müzesi çatısı dairesel bir alan altında tek mekan. Yerlere serili mozaikler arasında geziniyorsunuz ama resim çekmek için hiç uygun değil. Koridorlarda yan duvarlara dikine koysalar daha uygun olur düşüncedeyim. Sanırım ilerde bunu düzeltirler. Ama müze girişinde ne hikmetse kadınlar ve erkekler için iki ayrı mescit yapmayı ihmal etmemişler. Tam gezerken hoca allahü ekber dedimi koştur mescide. Müzeler sonrası çıktığımız kalenin uzun zamandır tamiratta kapalı olmasından dolayı çevresini dolaştık. Geldiğimiz Hz. İbrahim`in doğduğu mağaranın tepesindeki çay bahçesinde oturduk şehri seyrettik. Akşam da Sıra gecesine gittik. Sosyal bir aktivite çok beğendim ailecek gelip eğleniliyor hem yemek yeniyor hem kalkıp beraberce halay çekiliyor. Bir mahzuru yere oturulması hem de yemek yenmesi herkesin yapabileceği bir şey değil biraz genç işi. Kenarlara sedir koysalar daha iyi olacak.

Kâmil Samir





Creative Commons Lisansı Kim bu gezenadam


.